Toplam 9 sonuçtan 1 ile 9 arasındakiler gösteriliyor.
  1. #1
    PRESIDENT
    Jackpot - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1,753

    IRON BUTT 24 saatte tam 1.000 mil (1650 Km.)

    IRON BUTT ASSOCIATION (24 / 1.000) SADDLE SORE RALLY

    Taner Celik © 2001

    -Bu ehliyetin üzerindeki numarayı ben yazmadım, ana bilgisayara bilgileri yanlış olarak da ben girmedim, o halde numaralar tutmuyorsa bu benim suçum mu… diye ekip arabasındaki komisere derdini anlatmaya çalışıyordu. Polis Yiğit’in ehliyetine el koymuş, düzeltildikten sonraki bir hafta içerisinde Eskişehir’e gelip ehliyetini almasını söylüyordu.

    -Ben ehliyetimi kendim düzelttitirim, lütfen geri verin onu bana, dedi Yiğit.

    Ehliyetini geri almıştı ama Polise derdini anlatana kadar da akla karayı seçmişti. Tüm bu olayların sebebi saate 122 kilometre hız ile üç tane Harley Davidson’un Bozüyük’e doğru yol alırken radara yakalanmasıydı. Allah’tan ekip arabasındakiler güneş gözlüklerinin ardındaki kanlanmış, saklı iki gözü görmüyorlardı. Tam 19 saattir yoldaydılar…

    Aslında herşey 8.Haziran 2001, Cuma günü, İstanbul’da başlamıştı. 4. Levente’te bulunan 1907 Fenerbahçeliler Derneği önünde birikmiş olan kalabalık, 24 saat sürecek zorlu bir Rally’e katılacak olan motorsikletçileri uğurlamaya gelmişti. Kolay olmayacaktı, 24 saatte tam 1.000 mil (1650 Km.) yol kat edeceklerdi.

    -Bol şanslar Taner, diye seslendi Harley Davidson’un Patronu.

    -Göreceksin Harley’in gururu olacağız Ferruh, diye karşılık verdi Taner.

    -Son beş dakika, herkes motorsikletlerinin başına…Rally Master Murad Acar tüm katılımcıları uyarıyordu. O sırada OMM Başkanı Paolo Volpara’nın sesi duyuldu;

    -Come on, you still haven’t put your helmet on Taner,

    -Can’t I give a good bye kiss to my wife?

    -Go ahead, but hurry up!

    Beş, dört, üç, iki, bir, Roaarrrr….. Harley’lerin homurtusu kulaklarda yankıladı. Rally artık başlamıştı. Kolundaki kronometreyi sıfırladı Taner. İstanbul’un akşam trafiğinde Fatih Sultan Mehmet Köprüsüne doğru yola koyulmuşlardı. Yiğit’i takip eden Taner’in arkasında Randy Rosetta vardı. İstanbul - Ankara Otoyolu gişelerine vardıklarında Taner’in kolundaki kronometre 18 dakikayı gösteriyordu. Biletleri alıp ilk check-point Kandıra(İzmit) çıkışına doğru yola koyuldular. Arkadan takip etmekte olan Randy’nin zorlandığını gören grup yavaşladı, Kandıra çıkışına geldikleri zaman saat 20.10’u gösteriyordu. Yola çıkalı tam 1 saat 10 dakika olmuştu. Taner’in hesabına göre ortalama süratleri 90 kilometre idi. Duraklamayı fırsat bilen Randy öndeki iki Harley’in arasına girdi;

    -Hey Taner, your back red lights are always on, I can’t tell when you apply your brakes and Yiğit’s back lights are totally off…

    Ön fren kolundaki irtibatsızlık Taner’in stop lambalarının devamlı titreyerek yanmasına sebebiyet vermişti. Yiğit’in ki ise tam tersi, hiç yanmıyordu. Yalova’yı geçip dağ yollarına doğru tırmanırlarken bastıran karanlıkla birlikte Yiğit’in varlığı da iyice belirsizleşmişti. Önünde giden Yiğit’i takip etmekte zorlanan Taner ‘’Ghost Rider’’ oldu, diye geçirdi içinden. Böyle gitmek tehlikeliydi. İlk benzincide durdular. Taner’in yanında bulunan 3M kırmızı fosforlu kağıttan iki uzun şerit kesip, Yiğit’in arkada bulunan iki çantasına yapıştırdılar. O sırada Taner’in aklına Ercan’dan aldığı küçük strobe light ve yanıp sönen kırmızı ışık geldi. Yiğit’in ensesine kırmızı ışığı taktılar. Arkadan gelen Randy’nin motorsikletine ise flaş gibi çakan strobe light’ı taktılar. Yola koyulduklarında artık Yiğit’in fark edilmemesi mümkün değildi. Çantalara yapıştırılan kırmızı kağıtlar adeta stop lambaları gibi yansıyor, ensesindeki ışık ise devamlı yanıp söndüğünden dikkat çekiyordu. Bursa’ya az kalmıştı. İkinci check point Bursa idi. Şehir girişinde uzun bir direğin üzerinde uzaktan sarı kırmızı renkler parlıyordu.

    -McDonalds gibisi yok, üstelik şimdi Big Mac’ler indirimli!.. şarkısını mırıldanırken, neden olmasın, dedi Yiğit, sağ sinyalini verdi ve gıda ikmali yapmak için parka girdi.

    -Bize üç tane Big Mac menü, hesaplar ayrı ayrı olacak dedi.

    Bursa’dan geçtiklerinin kanıtı olması için herbirinin McDonalds’dan alacağı fişlere ihtiyaçları vardı. Fişlerin üzerinde hem tarih hem de saat yazmaktaydı. Tüm Rally güzergahında bunun gibi 11 adet check point’ten toplayacakları ‘’proof of passage’’ fişleri Rally sonunda toplanacaktı. Bu fişleri herkes gözü gibi saklamaya mecburdu. Bir tanesinin kaybolması veya atlanması, yarışmacıların elenmesi için geçerli sebebti. Taner, kaskının vizörüne yapışan sinekleri tuvalette temizledi. Tekrar motorsikletlerine bindikleri zaman saat 22.30 olmuştu. Yiğit’in hesabına göre en geç 22.00’de Bursa’dan çıkmış olmalıydılar. E90 karayolundan Karacabey’e geldiler. Yolun her iki tarafına ışıklı tezgah kurmuş olan köylülerin soğan sattıklarını görünce, Taner son yarım sattir burnuna gelen soğan kokularına ancak bir anlam verebilmeye başlamıştı. Burada herkes soğan yetiştiriyor olmalıydı. Gece karanlığında Bandırma’yı geçtiler. Hedef Biga idi.

    …şimdi Batı’ya doğru yol alıyoruz güneş tam önümde battı. Sabaha karşı Doğu’ya doğru döneceğiz. O zaman da güneş battığı yerden, yani tam önümden yeniden doğacak. Karanlıktan aydınlığa doğru ilk defa motorsiklet ile geçeceğim…

    Taner gecenin karanlığında bunları düşünürken, uzaktan Lapseki’nin ışıkları görünmeye başlamıştı. Karanlıkta gürültüyle geçen Harleyciler’e, sanki yataklarında uyumakta olan halk parmaklarını dudaklarının üstüne getirip,

    -şişşşt, sessiz olun! diye çağrıda bulunmaktaydı.

    Tüm Türkiye uykudaydı. Hatta sokak kedileri, köpekleri bile ortadan çekilmişti. Kimbilir belki onlarda duydukları bu alışılmadık seslerin nereden gelediğini merak ediyorlardı. Çanakkale’ye yaklaşırken her taraf karanlık, sessiz hatta biraz da soğuktu. Yiğit, yağmurluklarını giymesine rağmen hala için için titriyordu. Çanakkale’de geride kalmıştı. Virajlı dağ yollarından geçildikten sonra önce Edremit’e daha sonra Ayvalık’a ulaşıldı. Saat 03’00’ü gösteriyordu. Plan’a göre en geç sabah 07.00’de İzmir’den çıkmış olmalıydılar.

    -Ne yaptığının farkındamısın, ölüyordun, diye Taner sesini yükselterek Yiğit’e bağırdı.

    -Jandarmaya bakıyordum, diye karşılık verdi Yiğit..

    -Ne jandarması, kamyonun altına giriyordun.

    -Do you want some coffee? diye araya girdi Randy.

    Termosundan çıkardığı sıcak bir tas kahveyi Yiğit’e uzattı.

    -Hakikaten ucuz attlattık, diye itirafta bulundu Yiğit. Adrenalin tekrar yükselmeye başlamıştı vücudunda. Kahveyi içtikten sonra, ter atan sporcular gibi hafif hafif koşmaya başladı benzin istasyonunun parkında. Nihayet kendine gelmişti.

    -Önden ben gidiyorum, Yiğit sen ortada kal, Randy arkadan gelsin, yola çıkıyoruz, dedi Taner.

    Hakikaten ucuz atlatmışlardı. Bergama’ya gelmeden önce yolda zig zaglar yapan Yiğit uykusunun geldiğinin belki farkında bile değildi. Aniden karşıdan gelen kamyonun ışıkları gözünün içine girdi. Akrobasi yapan pilotlar gibi, tam çarpışma anında kamyonun çalan kornası ile birlikte Yiğit sağa kamyon sola doğru açılarak birbirlerinden uzaklaştılar.

    O sırada Öztürk İstanbul’da uykudan kalkmış sabahın 04.00’ünde arkadaşlarını düşünüyordu.

    -Gece yattım, uyudum, uyandım onlar hala yolda motorsiklet üzerinde, diye içinden geçirirken, Yiğit’in o saatte yaşadıklarını bilebilse belkide gözüne tekrar uyku girmeyecekti.

    İzmir – Aydın Otoyolunun ortalarında kahvaltı molası verdiler. Son yedikleri hamburgerden sonra karınlarına bol bol sudan başka hiçbirşey girmemişti. Hepsi birer poğaça yiyip çay içtikten sonra yola koyuldular. Belevi’de otoyol terk edildi. Ödemiş geçildi. Salihli’ye varmak için Bozdağlarının geçilmesi gerekiyordu. Kıvrıla kıvrıla 1.150 metre yüksekliğe kadar çıkan yolda Taner ve Yiğit’in aklına geçen sene İtalya’da yaptıkları Amalfi-Positano virajları geldi. Büyük keyif almışlardı. Belki, yavaş gelen Randy’i bekleme zorunluluğu hissetmeseler daha çok zevk alacaklardı o virajlarda. Gene de güzeldi. Belki de Rally’nin en iyi parkuru burası diye geçirdiler içlerinden. Düzlüğe inip Kula’yı arkalarında bıraktılar, Uşak’ı geçtiler.

    -Ehliyet ve ruhsatlarınız lütfen, diyen polis memuruna üçüde anlamsız anlamsız bakıyordu.

    -118 kilometre ile radara girdiniz diye tekrarladı polis memuru.

    -Sizden önce de iki arkadaşınız yakalandı. Onlar da süratli gidiyordu, galiba yarış halindesiniz diye ekip otosundaki memur konuyu toparladı.

    -Onlara cezayı kaçta kestiniz, diye sordu Yiğit. Önündeki ceza koçanlarını karıştıran polis;

    -Satt 10.45’te diye yanıtladı.

    -Demek ki aramızda bir saat fark var, diye geçirdi içinden Yiğit.

    Yola tekrar koyulan Harley Davidson’lar artık Afyon’a gelmişlerdi. D650 Karayolundan Kütahya’ya doğru yol alıyorlardı. 1985 yılında askerlik yaptığı yerdi Taner’in. Kütahya Hava Er Eğitim Tugayının önünden geçerken gördüğü binalar hiçte yabancı gelmiyordu kendisine. Bir çok anıları vardı orada yaşanmış. Benzincide durdular. 10. Check point burası idi. Aynı benzincide Rally’e eşi ile birlikte katılan, BMW motorsikletli yarışmacıyı tanımakta zorlanmadılar. Şaşırmışlardı. Onların 1 saat önünde olması gereken yarışmacı oradaydı.

    -Arka lastik patladı, tamir ettik ama zaman kaybettik, diye durumlarını izah ettiler.

    Kütahya Seramik Fabrikası’da geride kaldıktan sonra artık hedef Bozüyük’tü. Bozüyük’e yaklaşırken uykusuzluk kendini belli etmeye başlamıştı. Rally’nin zamanında bitirilebilmesi için motorsikletlerinin gazlarını biraz daha açtılar. Yolun ortasına çıkmış polis gruba sağda durmaları için işaret ediyordu. Gene radara girmişlerdi. Bu sefer hız saatte118 kilometre idi. Polis kontrolundan sonra artık hedef Adapazarı idi. Bu son Check point noktası idi. Bilecik – Adapazarı arası virajlı yollar her ne kadar güzel, doğa bir o kadar yeşil olsa da Taner, belki de son zamanlarda ilk defa Otoyola bir an önce kavuşmanın hayalini kuruyordu. Otoyolda Harley Davidson kullanmak ona her ne kadar sıkıcı gelsede artık rahatlamak, bir an önce varış noktasına gelmek istiyordu. Önce Pamukova geçildi, sonra Adapazarı Otoyol girişine gelindi. Benzinciden son benzin ikmalide yapıldıktan sonra artık hedef İstanbul Efsane Motor önüydü.

    -Tebrikler…Helal olsun, Harley’in ne olduğunu ispat ettiniz…Nasıl başardınız uykusuz bu kadar yolu gitmeyi…Kutlarım… gibi sesler ile Efsane Motor önünde biriken kalabalığın arasında motorsikletlerini park ederlerken Taner kronometresine bastı. Tam 23 saat 10 dakika da bitirmişlerdi bu zorlu Rally’i. İçeride Miller biralar ve Pizzalar dağıtılıyordu. Rally Master’a tüm check point slipleri verildi. Iron Butt Association kurucusu ve başkanı Mike Knebone katılımcılara övgüler yağdırırken bir gerçeği vurguluyordu;

    -Bu Rally Amerikada düzenlendiği zaman tüm yarışmacılar Amerikanın geniş Interstate yollarında cruise controllarına bağlanmış motorsikletleri ile gidiyorlar. Sizler ise burada daha zor şartlar altında tek şeritli yollarda kamyon ve otobüslerin arasında, kötü trafik şartlarında mücadele ettiniz. Gerçek Iron Butt sizlersiniz…

    O sırada Taner eliyle Yiğit’in poposunu kontrol etti, hakikaten artık Iron Butt mı olmuştu? O halde etraftakil kişiler neydi?..

    Onlar da şimdilik, Cotton Butt idiler herhalde…

    12.06.2001

    Taner Çelik

    HOG Istanbul Chapter

    Yukarıdaki yazı birebir OMM Riders Sitesinden alıntıdır.
    "Bir ıslık çal, ben gelirim" Jackpot
    H-D ELECTRA GLIDE ULTRA LIMITED
    Road Monster

    http://youtu.be/bUSt2DdWukE

  2. #2
    PRESIDENT
    Jackpot - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1,753

    Re: Ölüm Organizasyonu..! ( İron Butt / Demir Kıç )
    İron Butt uğruna 2006 yılında Kastamonu da yasanan ölümlü motosiklet kazası ile ilgili Akgün ün yazdığı anlamlı ve düşündürücü yazıyı buldum, olduğu gibi aşağıya ekliyorum.
    ........

    Bu haberle ilgili o kadar çok yorum olmuşki, duyduğumda bende baktım yazılanlara. Zaten çok kötü bir olay, ama i.net siyelerindeki yorumarlada haberi geçen kişiye ağır suçlamalarda bulunuyorlar, hatta yargısız infaz yapıyorlar.

    Olayı benim cephemden baştan anlatayım;
    Cumartesi sabahı 8 gibi orman depomuzdaki bekci aradı, "burda bir motosiklet kazası oldu, arkadaşınız olabilir diye haber verelim" dediler. Hemen çıktım, 20 km sonra o korkunç manzarayı gördüm. Trafik tabelasının dibinde yatan bir motorcu ve ilersinde başka bir trafik tabelasına çarpıp duran motosiklet!!!
    Jandarma, polis, savcı oradalar, raporlar tutuluyor, fotoğraflar çekiliyor. Yol arkadaşlarıyla konuştuk, i.net ten konuşup Sinopu hedef bilmişler cuma sabahı yola çıkmışlar, akşamı Sinopta geçirip, sabah erken saatte dönüşe geçmişler. One More Miles kapsamında bir geziymiş, grup sürüşü değil, serbest gidiyorlarmış, belli buluşma noktalarında bekleyip yola devam ediyorlarmış.
    7,5 gibi de korkunç olay gerçekleşmiş. İzmir'den Atilla Koç arkadaşımız, nur içinde yatsın, virajı alamamış ve cizgi dışında topağa girmiş, yolun kenarında bariye sürtmüş, ardından hız limiti tabelasına çarpmış.
    Kaza yerinde diğer motorcu arkadaşlarla tanıştık, o sirada yerel basın geldi, olayın detaylarını aldı, fotoğraflarını çekti. Güvenlik güçleri olay yeri incelemenin gelmesini bekliyordu, cenazenin kaldırılması için.
    Haberi bir motosiklet kazasından ileriye taşıyan olayda bu arada oldu zaten. Grup aralarında konuştular, hep beraber beklemelerinde gerek olmadığını düşünüp, İzmir den Uğur ve İstanbuldan David i kaza yerinde bırakıp gittiler. Orda İzmirden gelenleri karşılayacak ve Atila hocayla ilgilencek kişiler kaldı, dedikleride doğru hep beraber kalarak yapabilecekleri bir şey yok. Ama ben kalırdım, diğer 4 arkadaşın gitmesinide yadırgadım. Yerel gazeteci arkadaşta yadırgamış ki gidişlerini fotoğraflamış ve haber yapmış. Az önce beni aradı, haberi A.A. na geçince Hürriyet almış, i.net sayfasına koymuş, haberle ilgili motosiklet sitelerinde yorumlar yapılıyor, benim savunma şansım olmadan yalan haber yaptığımla ilgili yorumlar yapıyorlar dedi.
    Bu kaza zaten beni çok etkilemişti, Atila Tunç u tanımamama rağmen, ortak bir zevki, paylaşıyorduk, motosiklete biniyorduk. Akşam cenaze yola çıkana kadar, savcılık, hastane-morg üçgenindeydik. Biz kalan arkadaşlarıyla beraber Kastamonuya döndük, ilerleyen saatlerde İzmirden kardeşi ve arkadaşları geldi, ardından Tokattan akrabaları. Bir sürü can sıkıcı olay ve formaliteler. Sonunda daha bir sene geçmeden 2. motorcuyu orman bölge müd.lüğünün tabutuna koyup göndermek beni çok etkiledi, farklı sitelerde kaza başsağlıklarını gördüm, olay hakkında konuşmak bile canımı çok sıktığı için hiç bir yorum yapmadım, yakınlarıyla, arkadaşlarıyla burada o acıyı bir nebze paylaştığım için.
    Ama bu gazete haberi ve haberin sahibi ile ilgili yalan haber, bilmemne basın gibi yorumlar yapılınca en azından benim sitemde, arkadaşlarım neyin nasıl olduğunu birinci ağızdan bilsinler diye bunları yazdım.
    Bugün kaza, otopsi vb raporlarla ilgili kardeşiyle konuştuk tel.da, sesi hala kötü geliyordu, hala titriyordu. Çok büyük bir acı, Allah çocuklarına, eşine, ailesine, arkadaşlarına sabırlar, dayanma gücü versin. Atila Tunç'la tanışmasamda beni bile bu kadar etkilemiş, üzmüşken, ailesinin çektiği acıyı düşünemiyorum.
    Umarım bir daha hiç bir motosiklet sitesinde böyle haberler açılmaz. Lütfen çok dikkat edelim, kimseye bir şey ispatlamamız gerekmiyor, tesadüf bugün sitemizde eski bir topic gündeme gelmiş, Iron Butt... O topicte Aykutta demiş ya, Niye???
    _________________
    Akgün Karakaya
    Orman Mühendisi
    Suzuki Drz 400S
    A-rı-za No :37
    Kastamonu

    Yukarıdaki yazı birebir enduroclub Sitesinden alıntıdır.
    "Bir ıslık çal, ben gelirim" Jackpot
    H-D ELECTRA GLIDE ULTRA LIMITED
    Road Monster

    http://youtu.be/bUSt2DdWukE

  3. #3
    PRESIDENT
    Jackpot - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1,753

    Kastamonu daki kazaya şahit olan OMM egitmenleirnden birinin kaza sonrasında yazdığı çok düşündürücü metni aşağıya ekliyorum
    ............

    Herkese merhaba,

    Olayı başından sonuna dek yaşamış olan kişiyim...İnanın hala kendimde değilim, ruh gibiyim..Herşey bir şaka gibi geliyor ve hala da, inatla inanmak istemiyorum( İzmir'e dün dönebildim..Gelemedim...2 kişi İzmirden ayrılmış olmak ve yol arkadaşımı kaybetmiş bir şekilde geri dönmüş olmanın ne demek olduğunu yaşamadan tahmin edemezsiniz(

    Dün öğlen gibi İzmir'e geldim ve eve, eşime uğramadan akşam saat 21:00 a kadar Atilanın kardeşi Mustafa ile beraberdim.. İnternete yeni yeni giriyorum(( Öncelikle herkesden ricam bu forumda yazılan herşeyin Atillanın ailesi tarafından okunduğunu da bilmeniz ve onların acısını daha da arttıracak koşullar oluşturmamaya gayret etmemiz şeklindedir((

    Herkesin bilmesi ve tahminsel, yorumsal konuşmaması için tüm detayları, herşeyi yazacağım:

    Sinop-Anamur (Iron Butt) rotasını yapmak için 2 Haziran Cuma günü sabahı Atilla ile beraber İzmirden yola çıktık ve akşama doğru Sinop'a vardık..Orada diğer Iron Butt'cılarla buluştuk. Hedef Cumartesi günü sabahı gün doğuşuyla beraber bireysel olarak yola çıkmak ve Gün batışında Anamur'da olmaktı... Aynen planlandığı gibi cumartesi günü birey olarak tek tek (bu tarz bir deneyimde grup sürüşü yapılmaz) yola çıkıldı..Ben önden çıkanlardandım..Bir süre sonra Ankaralı bir arkadaşın arkasında Ankara geçişinde karışıklık yaşamamak için (Ankara'dan Konya yoluna girmede sorun yaşayacağımı düşündüğümden- yolun orası bana karışık gelmişti), bir şekilde belli bir mesafe ile seyire devam ediyordum.. Kastamonu'yu yaklaşık 20 km. geçmiştikki (yaklaşık 200 km. gitmiştik) olağan arka kontrolünü yaparken dikiz aynamda geride kalmış olan bir virajın çıkışında yeni kalkmış bir toz bulutu gördüm...Anlam verememle beraber acaba birimi viraj dışında düştü endişesiyle Ankaralı arkadaşıda durdurarak geriye gidip bir bakalım dedim...Geri döndüğümüzde yerde yatan bir FJR gördüm (O anı anlatamam)..Hemen gözüm Atilayı aramaya başladı (hatta ilk anda bulamadık)..derken virajın hemen çıkışında bulunan yol tabelasına çarpmış olduğunu gördük(( Sevgili Atilla malesef orada cansız yatıyordu((( ...O anı düşündükçe hala titriyorum((

    Vefat etmiş olduğunu bildiğim halde o an kabullenmek istemedim.. Ambulansı aramıştım ve içimde bir umut, gelince onu ayağa kaldıracaklar düşüncesiydi(( Gelen doktor vefat ettiğini onayladığında kendimi kaybetmişim..Şok halinde bir an, oradaki diğer kişilere ben yola devam ediyorum, gidiyorum ben şeklinde abuk subuk konuşmalar yapmışım..tam olarak hatırlayamıyorum... beni zor tutmuşlar..Sonrasında ağlama krizi ve açılmışım..( Şimdi düşününce sanırım beynim arkadaşımı kaybettiğimi kabullenmek istemedi ve oradan uzaklaşmak, yaşananları geriye atmak istedi vs..Muhakkak psikolojik bir açıklaması vardır..şu an bilemiyorum((

    O tabela bizi Atillasız bıraktı((.. İnanın çok inceledim..O tabela olmasa büyük ihtimal hiçbirşey olmadan, enfazla birkaç kırık ile Atila oradan ayağa kalkardı((..(Zeminin tabeladan sonrası ve yankısmı yumuşak toprak..) Avrupada birçok yerde bu tabelalar plastik..Bizde neden değil??(

    Gerisinden gelen olmadığı ve biz önde ileride olduğumuz için olayın oluş anını kimse göremedi.. Atilla çok iyi bir pilotdu..Beraber Sinop'a giderken hiçbir sorun yaşamadık...Ama orada ne hata yaptığını tam olarak bilemiyoruz..Kazanın olduğu viraj, uzunca devam eden bir düzlükten sonra ardışık gelen 2 virajın 2.si..(Virajlar aşağı doğru eyimli - Önce bir sağ devamında sol viraj var..ki kaza bu sol virajda olmuş)..Yol ve virajlar çift gidiş çift geliş ve geniş..Muhtemelen 2.sol virajın çizgisini kaçırmış ve bankete çarptıktan sonra tabelaya çok süratli bir şekilde çarpmış((( Galiba ilk virajdaki hızı (muhtemelen düzlükten çok hızlı bir şekilde gelerek viraja girmiş) fazlaymış, ilkinden kurtarmış ama devamındaki 2. virajda kontrolü kaybetmiş.(( Ama tam olarak ne olduğunu o biliyordu...Biz sadece tahminde bulunuyoruz..

    Olay sabah 07:30 sıralarında meydana geldi..Olay yerine gelen polis, jandarma, bilirkişi, savcı vs.. birsürü bürokratik işlemlerden sonra saat 12.00 civarı naaşı cenaze arabasıyla Kastomonu devlet hastenesine kaldırıldı..O ana kadar, bu kadar saat hala ne yol üzerinde tutuyorsunuz diye kavga etmediğimiz adam kalmadı(( Olaydan sonra Ailesine teslim edip naaşı İzmir'e yola çıkıncaya kadar ben ve İstanbullu bir arkadaşım hep başındaydık..Diğerlerini, naaşı hasteneye yola çıkınca, zorlayarak kalabalık etmeyelim diye (tekrar söylüyorum zorlayarak) biz evlerine gönderdik..Herkesin ruh durumunu anlatamam((Telefonlarla arayan o kişilerin ailelerinin durumunu anlatamam(( Orada Atillayı benden başka tanıyan yoktu..Atilla benim arkadaşımdı..((

    Olayın başından sonuna kadar bizlerle ilgilenen Kastamonu'lu motorcu arkadaşımız Akgün'e de buradan çok teşekkür ederim..Bizlerle çok ilgilendi, çok yardımcı oldu..

    Bir kaybımız var( Hepimiz çok üzüntülüyüz..( Basın, anlam veremediğim bir şekilde olayları yaşayan insanların ruh durumlarını, yaşadıklarını düşünmeden, garip bir bakış açısıyla yazı yazıyor..O kadar kolaymı ''Siz olsaydınız Ne yapardınız?'' şeklinde magazinsel bir bakış açısıyla başlık atabilmek?? Kimileri destek çıkıyor, kimileri sağduyuyla yaklaşıp önce bir düşünüyor...İnanın yaşamadan bilemezsiniz((

    O gün Mustafa (Kardeşi) Kastomu'ya geldikten sonra Atillayı teslim ettim( (Şunu yazmak bile zor, birde gerçekten benim durumumda hayal edin kendinizi(()...Mustafalar gelinceye kadarki yaşadıklarımı, ruh halimi buraya yazmak istemiyorum..Savcıyla yaşadığım bir olay varki anlatmak istemiyorum(( Ne motor kullanacak halim vardı ne de gidecek..David'le beraber, Akgün'ün yardımıyla bir otel ayarlayarak, Ilgazda geceyi geçirdik..Gece geçtimi?? benmi gece oldum bilmiyorum..( Halada gözümü ne zaman kapasam olayı yaşıyorum(

    OMM konusuna gelince.. Iron Butt'ın Türkiye için uygunluğu konusu tartışılıyor ve herkes gerçekten çok üzgün...Bundan sonra kolay kolay Türkiye de Iron Butt rotasına izin verileceğini sanmıyorum..Belki ama oda belki sadece IAM statüsünde olanlar katılabilir gibi bir şart koşulacak vs..Çıkartılacak ders çok(

    Kaybımdan ve yaşadıklarımdan ötürü hiçde iyi bir ruh halinde değilim(( Buradan da Ailesine sabır ve başsağlığı dilerim(( Mekanın cennet olsun sevgili Atilla, seni çok özleyeceğiz((
    _________________
    Uğur ERTEKİN, İzmir
    Harley Dav. Street Glide 2009
    BMW R1200GS-Adventure
    IAM Senior Observer
    ART-ADAC/DVR Eğitmeni
    T.C.MEB Sürüş Eğitmeni
    www.artmotoakademi.com

    Yukarıdaki yazı birebir enduroclub Sitesinden alıntıdır.
    "Bir ıslık çal, ben gelirim" Jackpot
    H-D ELECTRA GLIDE ULTRA LIMITED
    Road Monster

    http://youtu.be/bUSt2DdWukE

  4. #4
    PRESIDENT
    Jackpot - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1,753

    IRON BUTT 24 saatte tam 1.000 mil, hep ilgimi çekmiştir açıkçası.

    IRON BUTT İle ilgili araştırma yaparken karşıma çıkan verileri sizler ile de paylaşmak istedim. Evet kimine göre ıspat, kimilerine göre macera, kimilerine görede ölüm sürüşü. Bana görede birlikte zaman geçirmekten ençok keyf aldığım hobi alanımda birnevi dayanıklılık sürüşü gibi birşey, ama sağlığım elverdiği sürece mutlaka bir gün 24 saat de 1.000 millik bir parkur süreceğim.
    Yukarıdaki metinlerin 1.sinde mantıklı akılcı bir rota çıkartıldığında bu sürüşün olabileceği yolunda. 2. ve 3. metinler ise ne yazık ki ölümcül kazalı bir denemeyi içermekte. Batı karadeniz sürüşümüze katılan arkadaşlar hatırlayacaklardır mutlaka, o sürüşde ne zorlukla yolların geçildiğini. Bence 2. ve 3. seçeneği içeren IRON BUTT da rota seçimi başarısızdı.
    "Bir ıslık çal, ben gelirim" Jackpot
    H-D ELECTRA GLIDE ULTRA LIMITED
    Road Monster

    http://youtu.be/bUSt2DdWukE

  5. #5
    PRESIDENT
    Jackpot - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1,753

    IRON BUTT ;

    Tanim :

    Iron Butt uzun yol surusunde dayanikliligi test eden bir surustur. Dunyada degisik olcumlemeleri olmakla birlikte Turkiyede motosikletlere konan hiz sinirlarini ihlal etmeme adina 24 saatde 1.000 mil yani 1.650 km yol katetmeniz istenir. Bu da neredeyse 20 saate yakin bir sureyle zaruri ihtiyaclar haric hic durmadan motor kullanmak demektir.

    Kurallar :
    Muhakkak çıkış ve bitiş km lerini rota üzerindeki şehir ilçe tabelları fotoğrafları

    Sürücünün daha önce belirttiği rotalardan birisine uyup uymadığı ve bu sürüşü kendisine ait kredi kart slipleri, ekstreleri ,yemek fişleri, benzin alınan fişler ,fotoğraflar , çıkmadan önce bittikten sonra bizleri bilgilendirmeleri

    Hazirlik :
    Bu sadece o sürücünün güvenliği için düşündüğümüz bir olay.Sonuçta böyle zorunluluğu yoktur.30 yıl motosiklet kullanmış bir kişiye önce eğitim al deme sansımız yoktur.Sadece bizler güvenlik açısından önermekteyiz daha önceden 1000-1250 km gibi sürüş ler yapmasını bunun ironbutt sürüşü sırasında ona fikir verecektir

    Tecrübesiz ve eğitimsiz ise sürücüyü elimizden geldiğince bundan vazgeçirmeye çalışıyoruz

    Maliyet :

    maliyet o güne göre degişmekte bilindiği gibi her motosiklet farklı benzin harcamalarına sahiptrir fakat kaba bir hesapla

    6 depo * 65 = yaklaşık 400 tl benzin

    50 tl yemek fazla yemek yemek yeme için zaman olmuyor genelde ıvı bir şeyler içmeye zaman bulunuyor

    450 TL gibi bir maliyet çıkıyor tabiki buna motosiklet bakımı lastik eskimesi yağ eksiltmesi gibi ekstralar da katabilirsiniz buda motosikletler göre değişir.Ama bir yolculuğa çıkarken bunlar hesaba hiç katılmaz

    sertifika pin ve sticker leri bizler ucresiz gonderiyoruz en azından elimizdekiler bitene kadar

    Test takvimi:

    her zaman yapılabilinir fakat kış saati uygulamaları ve iklim şartları düşünüdğünde en iyi zamanın haziran ortasından sonra yapılması daha iyi olabilinir.En uzun gündüzün 21 haziran oldugu gibi

    Hazirlik tavsiyeleri:

    Reflektürlü yelek
    Artçısız ve kalabalık sürüşlerden kaçınılması illa ço motosiklet ile yola çıkılacaksa biribirini çok iyi tanıyan kişilerle yola çıkmak
    Kulak tıkacı
    Dijital üzerinde takvim ve saat olam bir fotoğraf makinası
    Varsa gps üzerindeki rotayı işaretli bir şekilde kaydetmesi
    Vizör temizleyici bir sprey
    İlaç veya buna benzer araç kullanmaya etkisi olan şeyler kullanıyorlarsa sürüşe çıkmamaları
    Vazgeçeceğiniz bir yer olacaksa iyi bir B planı yapıp orada kalmak zorlamak
    Gece görüş için ve güneş altınca sürüş için uygun vizor yada gözlük
    Motosiklet bakımının tam olması özellikle lastik basıcı önemli
    Doğru kıyafet seçimi geceleri her zaman serin oldugu düşülmeli
    Rahat oturuş pozisyonunda bir sürüş
    Hıza odaklanmayıp ortalamada devamlı sürüşü düşünüp akıcı bir sürüş yapmak
    Şehir merkezlerinden uzak durmak
    Bir gün onceden iyi uyumak
    Rotayı bir bilenle çıkarmak ( özellikle güneşe karşı yapılan sürüşler yorucu olabilir)
    Planlama için kafayı çok yormamak
    Yorulunca tereddütsüz durmak
    Susama ihtiyacı başlamadan su içmek
    Trafik kurallaını çiğnememek
    Sis farları ve diğer aydınlatıcıları hep açık tutmak
    Daha önceden 24 sat kesintisiz bir iş yapmadı iseniz bunu önceden denemek
    Uzun bir gün seçmek ve iyi bir iklimde yola çıkmak haziran ayı gibi
    Belkide bu sürüşü yapacak arkadaşımız en başta bu sürüşü yapmış olan arkadaşlarımızın tecrübelerinden faydalanabilir yaptıkları sürüşleri okuyabilir


    Orjinal web sitesi : http://www.ironbutt.com/about/default.cfm

    Turkeyede baglanti noktasi : http://www.ironbuttturkey.com
    "Bir ıslık çal, ben gelirim" Jackpot
    H-D ELECTRA GLIDE ULTRA LIMITED
    Road Monster

    http://youtu.be/bUSt2DdWukE

  6. #6
    AgaBey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Bulunduğu yer
    istanbul/b.çekmece
    Mesajlar
    333

    Kastamonudaki kazada bulunan arkadaslardan biride bizimkide ihracat mudurumuz sevki beydi bmw gs 1200 ile katilmis ve kazadan sonra yarisi birakmis geri donmustu bitap bir halde.ve malesef o kadar etkilenmistiki bir kac ay sonra motoru satip motorculuk seruvenini sonlandirdi.hala beraberiz ama yillar gecmesine ragmen hala etkisinde..allah kimseye boylece aci gostermesin.sunuda unutmamak gerekirki vade yetmisse birsey sebeb olur bu vadedir ucak kazasidir vs vs ama takdirden baskasi
    Nolmaz
    Takdir edilen omur ne bir saniye uzar nede kisalir.biz tebdirimizi alalimdaa takdir allah tandir..kazasiz belasiz surusler dilegimle..
    YAMAHA XVS 1300 MİDNİGHT

  7. #7
    PRESIDENT
    Jackpot - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1,753

    Kesinlikle vade olayında haklısın AgaBey. Bugün herkim çıkıpta bu sürüşü batı karadeniz yolunda yapacağım derse, sonucun başarısız hatta kastamonu olayındaki gibi hatta vahim sonuç ile karşılaşabileceğini söyleyebilirim. Batı karadeniz normal sürüşte bile zaten zor bir etap kaldı böyle zamana karşı bir sürüş için imkansız rota
    "Bir ıslık çal, ben gelirim" Jackpot
    H-D ELECTRA GLIDE ULTRA LIMITED
    Road Monster

    http://youtu.be/bUSt2DdWukE

  8. #8
    Iron Butt, öyle yada böyle kesinlikle bir ''ispat'' sürüşüdür. Yüzdelersek %80 kendisine %20 çevreye olan bir sürüş.
    İlk yazıyı çok keyif alarak okudum. Hepimizin içini acıtan ve yaşanmasını hayal bile etmek istemediğimiz kazalı yazıları ise karışık üzücü duygularla.
    Iron Butt sürüşü için ilk olarak çok yüksek bir tecrübe ve bilgiye sahip olmak gerekiyor. Ardından, gerekli sağlık ve uygun parkur şartları da önemli.
    Her sürücünün yapmayacağı ve yapamayacağı bir sürüş.
    Bende kendi adıma, gerekli şartlar ve önceden denenmiş uygun bir parkurda bir gün böyle bir sürüşü denemek isterim..
    Sen yaz.. Ben satır aralarını okurum...

  9. #9
    Bu sürüşte ne yazık ki biz çok dezavantajlıyız.
    Biz çok daha kısa mesafelerde demir kıç oluyoruz zaten
    CCC makinalarla bu iş yapıldığında yıldızlı demir kıç olmalı bence...

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
Go to the top of the page